Peru’dan Türkiye’ye bir yol hikayesi

Neşe Kutlutaş’ın ilk romanı Companero Rosita, Peru ile Türkiye arasında gerçek bir öyküye dayanıyor. Kitapta devrimci hareketin liderin yanında savaşa katılıp esir düşen Rosita’nın işkencelerle geçen hapis hayatı sonrası yaşadığı büyük değişim anlatılıyor.

Zeynep Zelan – Yeni Şafak

Rosa, bir yolculuğa çıkar ve bütün hayatı değişir. Babasının ‘Rosita’sı, arkadaşlarının ‘compañero’su… Bir arkadaşı onu taşlı, çamurlu, çukurlu yollardan geçirerek fakirlerin yaşadığı bir mahalleye götürür. O güne kadar kendilerinin fakir olduğunu düşünen Rosa için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. O ayakları çıplak, gözleri ışıl ışıl yoksul çocuklar için mücadele etmeye karar verir. Verir vermesine de dünyayı değiştirmek ne zaman kolay olmuştur ki? Veya dünyayı kim değiştirebilmiştir ki Rosa başarsın? O taşlı, çamurlu yol hiç bitmez Rosa’nın hayatı için. Yol çetindir, yol öğretmen… Belki de yürüdüğümüz yolda başımıza gelenlerdir hayat. Yolun sonunda dünya değişmez belki ama Rosa’nın dünyası artık eskisi gibi olmayacaktır.

“Compañero Rosita” yazar Neşe Kutlutaş’ın ilk romanı. Daha önce çeşitli konularda kitaplar kaleme alan yazar, bu kez bizzat tanıdığı bir kişinin hayatını okurla paylaşıyor. Kitabı yazmaya üç yıl önce başlayan Kutlutaş, gerçek hayatta da arkadaşı olan Rosa’nın hayatını anlatırken, “Bence hayatımı sen yazmalısın, hermana (kızkardeş)” demesiyle yola koyulur. ‘Anlatsam roman olur.’ derler ya… Rosa’nın hayatı gerçekten de roman olmaya değecek ilginçlikte. Bir kıtadan başka bir kıtaya, bir dinden başka bir dine, bir hayattan başka bir hayata uzanan bir macera romanı adeta.

HAPİSTEN SONRA BÜYÜK DEĞİŞİM

Günlerce, haftalarca sohbet ederler. Rosa anlatır, Kutlutaş notlar alır. Kurşunkalemle aldığı notlar sayesinde Latin Amerika’nın o sarp kayalıklı dağlarında mücadele için bir araya gelmiş Perulu devrimciler, Rosa’nın ailesi, arkadaşları, hayalleri ile geride bıraktığı ruhlar, etrafında dolaşmaya başlar. Dinledikleri kendiliğinden yazıya dönüşüp bilgisayara dökülür adeta. Artık yaşananlara bizzat şahit olmuş gibidir. Yazar, kitabını “Peru’da doğup büyüyen cesur bir kadının merhamet, sabır ve inançla ördüğü hayatının ilham veren hikayesi.” olarak özetliyor bir cümle ile.

Kitabın adında yer alan “compañero” İspanyolca’da arkadaş, yoldaş demek. Rosa, 1980’lerin başı ile 1997 yılları arasında Peru’da etkin olan Marksist devrimci grup ve Peru’daki iç çatışmaların başlıca aktörlerinden biri alan Túpac Amaru Devrimci Hareketi’ne katılır. Şehrin yoksulları ve üniversiteler başta olmak üzere özellikle gençler arasında etkin olan bu harekete Rosa da bir arkadaşı sayesinde tanıdığı yoksul çocukları hayatını değiştirebilme hayaliyle dahil olur. Yeni arkadaşlar, yeni amaçlar edinir. Edinir de koyulduğu bu yol hiç de kolay olmayacak, insanlar, “çiğ süt emmiş insanoğlu” en büyük zararı kendine yine kendi verecektir.

Tupac Amaru saflarında gerilla savaşına katılarak dağlarda özgürlük ve adalet arayışına giren Rosa, gelişen olaylarla kendini zindanda bulur. Yıllarca işkencelere direnir. Direnirken de değişir, dönüşür, hayatı öğrenir. Yıllar sonra hapisten çıktığında bambaşka biridir artık.
Rosa’nın öyküsüne başka kadın hikayeleri de eşlik eder tabii… “Dünyanın akapunktur noktaları” dediği dağlardan topladığı bitkilerle şifa dağıtan Elvira ve auraları okuyabilen Tanya, dört kızını tek başına büyütmeye çalışan anne Angelika, Rosa’yı yoksulların mahallesine götürerek hayatını ilk değiştiren arkadaşı Maria, “gözleri insan kalbinin içindekileri bile görecek kadar keskin” olan Mamaça Julia (Mamaça İnka soyunun bilge kadınlara verilen isim) ve hayatının ikinci ve en büyük değişiminin şahitlerinden Hümeyra…

Rosa’nın hayatındaki kadınların ortak noktası hepsinin çeşitli sınavlardan geçerek bir şekilde hayata tutunmuş, umutlarını kaybetmemiş olmasıdır. Belki de Rosa’ya ilham veren, onların bu güçlü yanlarıdır. Tüm bu kadınlar Rosa’nın çıktığı meşakkatli yolda ona yönünü gösteren köşe taşları adeta. Her kadından öğrendiği bir şey olur ve babasının küçük Rosita’sı yeni bir hayata doğru yol alır.

HAYATI İLHAM VERİYOR

Rosa da kendi yolunu seçmiş, kıymıklara, çakıl taşlarına rağmen hiç durmamış, ışığa doğru ilerlemiştir. Mücadele içinde geçen üniversite yılları, hapiste işkenceler, acılar, endişelere rağmen umut etmekle geçen günleri, her şeye karşın ondan vazgeçmeyen annesi Angelika ona güç vermiştir. Tabii sonra da bir mucize gibi hayatına katılan küçük kızı… Kızı ile birlikte Türkiye’ye doğru çıktıkları yol, hayatının ikinci dönüm noktasıdır. ‘Yoldaş Rosita’nın en zor günlerinde içinde saklı kalan umut ışığı, yıllar sonra İslam’ın nuru olarak karşısına çıkacaktır. O artık yoldaş değil Müslüman Rosa’dır. “O güne dek yaşadığı her şey onun için bir öğretmen ve yol gösterici olmuştu, Allah’a giden bir yol gösterici. Ve şimdi bu müthiş hazzı kalbide duyuyor ve kalbi o güne dek hiç olmadığı kadar yatışıyordu Rosa’nın.”

Tabii mücadele derken baştan sona acıklı bir hikaye okuyacağınızı sanmayın. Heyecanlı bir genç kızın yazarın da dediği gibi ilham verici öyküsü anlatılanlar. Belki gerçek olduğundan yaşanılan her şey okurun da gözlerinin önünden film şeridi gibi geçiyor.

“İnsanlar tümüyle çaresiz kaldıklarında ve her şeylerini kaybettiklerinde korkuyu da kaybederler biliyor musun? Senin mutluluk dediğin şey, onların artık hayatta korkacak hiçbir şeyleri kalmadığının ispatı yalnızca. Gülen bir yüz seni yanıltabilir, yanılmamak için insanların gözlerinin ta içine bakmayı öğrenmelisin, ta içine. Cevabı her zaman orada bulacaksın.”,

Yazarın duru olduğu kadar heyecanlı, sakin olduğu kadar merak uyandırıcı anlatım tarzı ile adeta Rosa ile birlikte nefes alacak, onun girdiği o çakıl taşlı yollardan yürüyeceksiniz. Bu yolculuğa eşlik etmek isterseniz kemerlerinizi bağlayın ve Peru’ya doğru nefes kesici bir yolculuğa hazır olun.

Kitaba git

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir